SİYASETİN NOT DEFTERİNDEN: “NELER OLUP BİTİYOR"

CHP Ankara, İstanbul ve Antalya adaylarını gecikmeli de olsa geçen hafta açıkladı.
Gecikmenin sebebi her ne kadar Ankara ve adayı ile alakalı belirsizlik yani Mansur Yavaş gösterilse de, kazın ayağı öyle değildi.
İşin aslı şudur. İİYİ Parti yöneticileri Mansur Yavaş’ın kendi partilerinden aday olarak seçime girmesini ve Millet İttifakının diğer ortağı CHP’nin de kendilerine destek vermesini istiyormuş gibi yaptı.
Hâlbuki İYİ Parti genel merkezinde, Mansur Yavaş ile en az 40-45 yıllık arkadaşlığı olan yöneticiler vardı ve bunların Yavaş’la yaptıkları özel ve gizli görüşmelerde Yavaş’ın İYİ Parti ile ilgili bir niyetinin kesinlikle olmadığını biliyorlardı. Bunu Genel Başkanları Akşener’e iletmişlerdi.
Ancak bunu bir müddet saklı tutarak hem CHP üzerinde bir tazyik oluşturdular, hem de kamuoyunda bir algı operasyonu gerçekleştirdiler.  Sonunda güya fedakârlık yapıp, Yavaş’ını CHP kararına saygı gösterdiler ama bu diretmeleri karşısında Balıkesir, Manisa gibi yerleri kapacak bir oyun sahnelediler.
Bu fotoğraf; bir ideal ve geleceğe matuf olmayan, “kim neyi kaparsa” kurnazlığı içinde yapılan bir çıkar hesabının sonucudur. Tamamen konjonktürle alakalıdır. Bu manada hiçbir samimi tarafı da yoktur. Çıkar denkleminin sonucunda Kılıçdaroğlu’nun ve Akşener’in seçim sabahı koltuklarını koruma hesabı yatmaktadır.
Bu bakımdan İYİ Parti ile CHP arasında süre gelen sessiz ve derinden gelen psikolojik savaşın altında; il paylaşımındaki anlaşmazlık olduğunu ortaya çıkmıştır. Bu durum da onlar açısından sürecin uzamasına yol açtı.
Ancak Millet İttifakının iki temsilcisi arasındaki bu top çevirmeler Cumhur İttifakının hayli mesafe kat etmesine de yardımcı oldu. Çünkü bu ittifakın her iki kanadı da (AKP ve MHP)adaylarını ilan ettikleri şehirlerde ve ilçelerdeseçim çalışmalarına başlamışlardı bile.
İki parti arasında bir diğer gözden kaçırılamaması gereken husus taban çatışmasıdır. Zira her ne kadar Genel Merkezler anlaşmış gözükseler dahi, tabanda bir sıkıntı, bir çatışma söz konusudur.
CHP tabanının büyük bir kısmı “Muharrem İnce'yi destekleyen seçim bölgeleri” neden İYİ Parti'ye terk edildi diye, itiraz etmekte ve tepkilerini ortaya koymaktadırlar.
Mesela Nazilli’yi örnek verelim. CHP’nin en güçlü adayı olarak bilinen Cavit Yenipazarlı’nın halk arasında sevilen birisi olup, milliyetçi-muhafazakâr olarak adlandırılan sağ seçmenden de oy alabileceği konuşuluyor.
 Buna karşın İYİ Parti, kesinlikle bizim “adayımız desteklenecek“ diye ısrarını sürdürmektedir. Hâsılı CHP ve İYİ Parti arasında Nazilli ile ilgili müzakereler devam ediyor. Özetle İYİ Parti ile yola devam edilirse, tepki olarak CHP seçmeninin sandığa gitmekte zorlanacağı ve hatta sandığı boykot bile edebilecekleri aldığımız duyumlar arasında.
Dolayısıyla Nazilli gibi önemli bir yerde CHP ile İYİ Parti'nin nasıl bir yol izleyeceği ve krizi nasıl aşacağı şimdilik bir kördüğüm halini almış vaziyette.
Diğer taraftan aldığımız duyumlara göre bu tartışma ve ısrar yersiz. Nedeni şu ki “Sen ben kavgası” devam etse de etmese de, Nazilli’deki mevcut MHP Belediye Başkanı zaten şanslı ve seçilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

ANTALYA VE İZMİR BİLMECESİ
CHP Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı için, Muhittin Böcek ismini açıklayarak belki de bugüne kadar en isabetli adayı açıklamış oldu. Konyaaltı'nda biri Anavatan Partisi, 3'ü CHP olmak üzere 4 dönemdir belediye başkanlığı yapan Muhittin Böcek’in aynı zaman da liberal sağ cenahtan gelmesi ve halk ile bütünleşmiş olması, kendisini avantajlı kılacak faktörler olarak değerlendirilmektedir.
Antalya'dan kendisiyle ilgili aldığımız bir diğer bilgi ise, şu ana kadar diğer siyasi partiye mensup Antalyalıların da kendisine karşı olumsuz bir yaklaşım veya beyanın olmayışıdır.
Görünen o ki, Antalya'da MHP destekli AK Parti ile İyi Parti destekli CHP arasında kıran kırana bir mücadeleye tanıklık edeceğiz.

AKLISELİM;IĞDIR VE KARS’DA MHP’Yİ İŞARET EDER
Bazı illerde partilerin isminden daha çok adayın kim olduğu daha ağır basar. Bazı yerlerde ise adaydan ziyade Partinin ismi seçimi kazanacak en önemli amillerden birisidir.
Bu bakımdan küçük seçim bölgelerinde bugüne kadar vatandaş mecbur kaldığında, ittifakı sandıkta kendi yapmış ve güvendiği ve hizmetinden emin olacağı kişiyi parti farkı gözetmeden seçmesini bilmiştir.Tabii ki bu sefer ittifaklar kesin ve net olduğundan mutabakata varılan illerde adaylar ortak olarak desteklenecektir.AK Parti ve MHP; Cumhur İttifakı için, CHP ve İYİ Parti’de Millet ittifakı için oy isteyecek.
Ancak yukarıda değindiğim gibi ittifak dairesinin içine alınmayan bazı iller var ki, ülkemizin geleceği açısından oralarda ittifak yapmak hayati derecede önemlidir.
Söz gelimi, halen Milliyetçi Hareket Partili başkanlar tarafından idare edilen Kars ile birlikte, MHP’nin kazanması muhtemel Iğdır ili gibi.
Önemine atfen yazmak zorundayım ki, Kars ve Iğdır ülke ortalamasına oy olarak kayda değer katkı sağlayan bir oy potansiyeline sahip değildir.Doğrudur.Ancakher iki ilimizde, stratejik olarak çok önemli bir jeopolitik bir konuma sahiptirler.
 Özellikle HDP bu iki kente ayrı bir dikkatgöstermektedir. Bilinmektedir ki Kars ve Iğdır, uzun yıllardan beridir PKK’nın yönlendirmesi ve dayatmasıyla siyasal göç almış ve demografik yapısı bozulmuştur.
Özellikle ülkemizin Türk Dünyasına giriş kapısı olan Iğdır ve ikinci derece de Kars, PKK’nin siyasal kolu olan HDP’li yönetimlerce ele geçirilerek, Türk Dünyasıyla olan coğrafi, kültürel, tarihi ve ekonomik bağlantı hattımızın kesilmesi sağlanmaya çalışılmaktadır.
Tabii ki Azerbaycan, İran ve Ermenistan’a komşuIğdır belediyesinin HDP'nin elinde olması, MHP’li başkan tarafından yönetilen Kars’ın da ele geçirilmek istenmesi, en başta jeopolitik açıdan Türkiye’mizin tamamını tehdit eden bir sonuçtur.
Bu illerde gözü olan iki düşmanımız vardır. Birisi; Iğdır ve Kars’ın da içinde bulunduğu Doğu Anadolu topraklarını,sözde Kürdistan sınırları içinde gören PKK ile birlikte, yine bu bölgeyi kendi anayasalar içinde Doğu Ermenistan toprakları olarak gören Ermenistan devleti vardır.
Bu iki düşmanımızı rahatsız edecek tek faktör MHP’nin buralarda yerel yönetimlere hâkim olmasıdır. O yüzden mutlaka Kars ve Iğdır'ı HDP'li başkanla yönetmek istiyorlar.
Bu iki ilimizde de mutlaka ama mutlaka Cumhur İttifakı devreye girmeli, Ak Parti adayları geri çektirilmelidir.
Öz be öz Türk Yurdu olan bu kadim Türk toprakları sonucu belli bir seçim düellosunun içinde asla kendi başlarına bırakılmamalıdır. Aksi takdirde bunun sorumluluğu altından kimse kalkamaz ve sonuçları ülkemiz için çok ağır olur.
Öte taraftan AK Parti'nin bazı illerde aday göstermesinin hoşnutsuzluğu katlanarak büyüyor. Özellikle mevcut MHP’li belediyeler tarafından yönetilen illere AK Parti'nin de aday göstermesi, iki Parti’nin seçmenlerini şimdiden karşı karşıya getirdiği ve rahatsız ettiği gelen yerel bilgiler arasındadır.

İZMİR’DE SEÇİMLER ZORLU GEÇECEĞE BENZİYOR
En kritik seçim bölgelerinden birisi İzmir’dir. AKP, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na Nihat Zeybekci'yi aday olarak açıkladı. CHP ise daha beklemede.  Aladdin Yüksel’in, Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’in ve bazı kişilerin adı dillendirilmektedir.
Ancak bu aradailginç bir açıklamaCHP’nin İzmir’deki en tecrübeli ve sevilen Belediye başkanı Aziz Kocaoğlu’ndan geldi.“ 15 bin nüfuslu ilçe belediye başkanının, Nihat Zeybekçi’nin karşısına çıkarılması hata olur. O zaman kimi aday göstereceksin? Partili birisini. Ortaya, milletvekilliği yapmış, kendini kanıtlamış, il başkanlığı görevinde bulunmuş, Parti Meclisi'nde, MYK'da çalışmış, kendini kabul ettirmiş bir profili koymanız lazım. Bazıları İzmir'de seçimi kazanmayı “Çantada keklik” gibi görüyor. Hiçbir şey çantada keklik değil” diyerek CHP Genel Merkezini uyardı.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner5