FERYAT EDEN ÇOCUKLAR

Problem çocuklar; Anne ve babası boşanan ve bu nedenle aile denilen müessesenin sıcacık, güvenli ikliminden mahrum bırakılan çocuklar... Dünyayı, aslında hayata dair hemen her şeyi yeni yeni tanımaya, anlamaya, öğrenmeye başladığı bir dönemde ana ve babanın ‘ortak ve güçlü’ desteğinden mahrum bırakılan çocuklar... *Boşanmadan sonra kimi veli olarak kabul ettiğine dair çoğu kez fikri sorulmayan, fikri sorulduğunda ‘anne dersem baba, baba dersem anneyi kırmış gücendirmiş olur muyum’ ikileminde boğulan çocuklar… *Annesi velayetini istemişse babasının, babası istemişse annesinin neden kendisini istemediğinin körpe/genç dimağında oluşturduğu girdaplarda savrulan, bu savrulmaların etkisi ile savunmasız kalan, zihninin buğulu, dağınık ortamına sirayet eden yığınlarca zararlıların etkisi ile yarınları sis pus içinde kalan, yalnızlaşan ve artık ‘problemli’ olan çocuklar…

Velayet konusunun perde arkası böyle… Mevzuat ve uygulama nasıl? Bakalım;

Velayete ilişkin hükümler 4721 Sayılı Medeni Kanunumuzun 335 – 351. Maddelerinde yer almaktadır. Söz konusu maddelere göre evlilik birliği içindeki çocuğun velisi ana ve babadır ve bu hakkı birlikte kullanırlar. Sorumlukları ve yükümlülükleri ortaktır. Taraflar ayrı ise velayet hakkı ana ya da babadan birinde, boşanmışlarsa, mahkemece kendisine bırakılan taraftadır.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen ve Türkiye’nin 1994 yılında onaylayarak tarafı olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 1.Maddesi, ‘Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır’, düzenlemesi ile kimlerin çocuk sayılacağını, çocuğun hukuksal statüsünü belirlemiştir. Sözleşmenin 3.madde 1.fıkrası; ‘Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir’ şeklindeki düzenleme ise çocuklar hakkında verilecek kararlara ilişkin temel düşünceyi içermektedir. Buna göre, boşanma davasına bakan hakim çocuğa veli tayini sırasında anne veya babanın talebini öncelikli olarak değerlendirmekle birlikte çocuğun yaşı, psikolojik durumu, ana ve babanın boşanmadan sonraki süreçte yaşayacağı ortamı, veli olarak atanan tarafın çocuğun ihtiyaçlarını karşılama yeteneğini, velisinin yapacağı işi… gibi birçok etkeni göz önünde bulunduracak ve eğer gerekli görürse velayet hakkını her ikisine de vermeyip onu ‘kamu himayesine’ alacak ve fakat her halukarda atamayı, ‘Çocuğun Yüksek Menfaati’ni gözeterek yapacaktır.

Boşanma davalarında Hakim dosyayı öncelikle dava şartları olmak üzere, dilekçede tarafların ortaya koyduğu boşanma sebepleri yönünden inceler ve yürütür. Medeni kanunumuz boşanma sebeplerini özel ve genel olarak ayrıma tabi tutmuştur. Özel boşanma nedenine bağlanmış olunan bir davada örneğin, dava Terk nedeni ile açılmışsa davalıyı ortak ikamete dönmeye davet gibi bir takım özel hususların yerine getirilmesi gerekir. Boşanma davasında velayet, nafaka, maddi manevi tazminat ve mal paylaşımına dair kararlar asıl davanın ferileri olarak ortaya çıkar. Özellikle evlilik birliği içerisinde edinilmiş malların paylaşımına dair yeni dava açılması sıkça rastlanılan durumdur. Hakimin boşanma talebi üzerine vermiş olduğu karar istinafı kabil olmakla birlikte kesindir. Velayet, maddi manevi tazminat ve nafakaya dair kararlar icra edilir halde ise de taraflardan herhangi biri yeniden dava açarak velayet tarafının değiştirilmesi, tazminatların yeniden takdiri, nafakanın artırılması ya da eksiltilmesi talebinde bulunabilir. İleri sürülen sebebe bağlı olarak açılmış olunan boşanma davasında davacı yan iddia ettiği sebepleri ispat edecek her türlü delili ve tanıklarını ön inceleme duruşmasına kadar sunabilir. Taraflar, anne baba kardeş gibi yakınlarını tanık olarak dinletebilirler. Tüm hukuk davalarında olduğu gibi boşanma davasında da davacı taraf duruşmalardan herhangi birine katılmazsa dava, davalı yanın da onayı ile düşer.

. . .

Bu yazıda boşanma davası neticesinde kendisine veli tayini yapılan çocukların durumunu genel hatları ile ele almaya çalıştık. Hatırlarsınız, Ağustos ayında annesinin icra marifeti ile babasından kopardığı Yağmur çocuğun ‘babamı isterim’ feryadı kamuoyunu uzun süre meşgul etmiş ve tartışılmış, duruma el koyan Adalet Bakanlığı, Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı ile ortak bir çalışma yürüterek çocuğun ‘eşya’ statüsünden çıkarılacağını, çocuğun velisine tesliminde daha insancıl bir sistemin uygulamaya konulacağını açıklamıştı. Bu yazının kaleme alındığından iki gün önce ise yine velayetten kaynaklı apayrı bir bebek dramı haberi, ‘Geyve’de, üvey babası tarafından dövülerek kafatasında çatlaklar oluşan 2 yaşındaki Esma bebek (2), hastaneye kaldırıldı.’ yürekleri dağlamıştı.

Velayete, çocuk haklarına, tüm hukuki konulara dair yazılarımız bu sütunlarda devam edecek. Şimdilik bir şiirle yazımızı noktalarken tüm dünya çocuklarına mutlu, huzurlu, barış ve sevgi dolu bir gelecek diliyorum.

KAR YAĞAR

Çok uzakta, bir semtin tenha bir sokağında, Küçük çocuklar oynar beyaz karın altında Umutları bin fersah sarı sıcak güneşe Olsa da; cıvıl cıvıl, mutlu hepsi, pürneşe…

Kütür kütür fırtına, ayaza vurmuş umut Ha kış olmuş ha bahar, ha gündüzdür ha gece Fakirin ensesine çömelmiş kara bulut Umutlara kar yağar 4 mevsim gündüz gece…

Dışarda oynar çocuk, evde buz tutar anne, Şimdi güneş çıkar der, bu umuttur bahane, O çocuklar gam etmez karı, kışı sıcağı, Ellerindeki toplar sanki pamuk topağı…

Av.Hidayet YÜZBAŞIOĞULLARI

banner5